Bu Blogda Ara

 

MODERN ÇAĞDA YENİ NESİL EBEVEYN OLMAK

 

“Ebeveynlik; sonu olmayan, iki kişinin bir grup halinde sürdürdüğü bir meslek gibidir.”

Son zamanlarda ebeveynlik tanımları buna benzer cümlelerle ifade ediliyor. Belki de buradan hareketle genç yetişkinlerin zihninde ebeveynlik; daha kontrolcü, daha mükemmeliyetçi, sürekli görev bilinciyle sürdürülen ve duygulardan uzak bir sorumluluk alanına dönüşmeye başladı.

Oysa gerçek hayatta ebeveynlik, mükemmeliyetçilikten uzak; gerçekçi ve duygusal bir zeminde ilerler.

Çocuklar dünyaya bomboş bir zihinle ya da karakterle gelmezler. Doğuştan getirdikleri mizaca özgü bazı özellikleri vardır. Bu da bize şunu gösterir: Çocuklar ebeveynlerinin bir telafisi ya da uzantısı değildir.

Çocukların bir birey olduğunu unutmak, ebeveynlik dünyasında en sık yapılan hatalardan biridir. Çocuğunun bir birey olduğunu bilen ebeveynler, erken yaşlardan itibaren daha gerçekçi, daha tutarlı ve daha dürüst bir tutum sergilerler. Çocuklarının duygularını görür, kabul eder, anlamaya çalışır ve en önemlisi duygular konusunda doğru modeller oluştururlar.

Çocuğun bireyselliğini kabul edemeyen ebeveynler ise farkında olmadan çocuğa “yalnızca yetersiz ya da yanlış olduğunda fark edilirsin” mesajı verebilirler. Bu mesajın sürekli tekrar edilmesi; sosyal kaygı, obsesif kompulsif bozukluk, öz değer problemleri ve depresyon gibi çağımızın yaygın ruhsal sorunları için tetikleyici bir zemin oluşturabilir.

Ebeveynlik ve çocuk yetiştirme konularını en sade şekilde anlatan kelime aslında “yetiştirmek”tir. Dünyaya küçük bir insan gelir ve ona bilmediklerini öğretmek, yeni deneyimlerine eşlik etmek, koşulsuz sevgi sunmak ve kendini güvende hissedebileceği bir yetişkin sığınağı olmak ebeveynliğin özünü oluşturur.

Ebeveynlikte en zorlayıcı başlıklardan birisi de duygular… Özellikle çocukların kendi duygularını tanıması, kabul etmesi, sindirmesi konusunda yön tarif etmek de sık sık zorlanan ebeveynlerle karşılaşıyorum. Elbette bunun birçok farklı nedeni olabiliyor. En yaygın gördüğümüz durum aslında ebeveynin bir yetişkin olarak kendi duygularının farkında olamaması, duygularını kabul edememesi veya duygularını yaşamak konusunda kendine yeterince alan açamaması…

Çocuğa duygularını tanıması, kabul etmesi ve gerektiğinde baş edebilmesi için rehber olmak isteyen bir ebeveyn önce şu soruları sormalı;

                            Hazır mıyım?/Yeterince sakin miyim?/Duruma hakim miyim?/Odaklanabiliyor muyum?

                            Ruh hâlim çocuğuma doğru bir rol model olmaya uygun mu?/Kendi duygularımın farkında mıyım?

Eğer hazır hissetmiyorsanız, hazır hissedene kadar beklemek ve bu sürede kendinizi regüle etmek adına gevşeme egzersizleri denemek sağlıklı bir adım olabilir. Hazır hissettiğinizde ise sürece daha dengeli bir şekilde devam edebilirsiniz.

Çocuğun bir çok duyguyu ilk kez yaşadığını, yaşadığı duyguları adlandıramadığını ve baş etmek adına kendince stratejiler oluşturamayabileceğini unutmayın.

Duygu kontrolü veya duygu yönetimi gibi kavramlar yerine regüle olmaya odaklanın ve çocuğa kendi regüle yöntemlerini öğrenebilmesi için destek verin.

Çocuğun regüle olması için öğretebileceğimiz bazı oyunlar:

1-)Bulut dağıtma oyunu: Yere veya bir koltuğa sırt üstü uzanın, gözlerinizi kapatın. “Bir gökyüzü hayal edelim, yağmurlu-karanlık-şimşeklerin çaktığı bir gökyüzü olsun. Güneş siyah bulutların arkasında mahsur kalmış. Onu kurtaralım mı?” “Haydi, şimdi burnunda derin bir nefes al ve bulutlara doğru üfle, bulutlar dağılıp sapsarı güneş parlayana kadar devam edelim.” “burundan çek-uzun uzun üfle” bu oyunlar amaç çocuğun derin nefes egzersizi yapmasıdır. Uzanırken zaten karından nefes alır burundan çekerek ağızdan üflemek ise nefes egzersizlerinin temelidir.

2-) Meta-cognitif dikkat dağıtma oyunu : “Bulunduğun odada yumuşak olan nesneleri bulup kaç saniye de sayabilirsin?” Veya “Bu odadaki yeşil/sarı/kırmızı… Nesneleri bulup söyleyebilir misin?” sorular çeşitlendirilebilir, amaç dikkati mekâna çekerek dağıtmaktır.

3-)5 duyu oyunu: 5’den geriye doğru duyu organları ile ilgili sorular sorun. Örneğin; Tadını alabileceğin beş şey say. / Duyabildiğin dört şey say./ Dokunabileceğin üç şey say./ Görebildiğin iki şey say./ Koklayabildiğin bir şey söyle. Bu oyunla amaç yine dikkati yaşanan ruh halinden uzaklaştırıp ana dönmeyi sağlamaktır.

Yukarı da yazdığım bu üç yöntem de yetişkinler içinde birer regüle aracı olarak kullanılabilir.

Özetle; Ebeveynler neler yapabilir?

                            Çocuğunuzun bir birey olduğunu kendinize sık sık hatırlatın.

                            Duygularını düzeltmeye çalışmadan önce anlamaya çalışın.

                            “Neden böyle hissediyorsun?” yerine “Şu an zorlanıyor gibisin.” diyerek duygu yansıtması yapın.

                            Kendi ruh hâlinizi fark edin; regüle olmadan disiplin vermemeye özen gösterin.

                            Mükemmel ebeveyn olmaya değil, yeterince iyi ebeveyn olmaya odaklanın.

                            Hata yaptığınızda özür dileyin. Bu, çocuğunuza güçlü bir model sunar.

                            Koşullu değil, koşulsuz sevgi mesajı verin: “Başarılı olduğunda değil, her hâlinle değerlisin.”

Ebeveynlik kusursuzluk değil; farkındalık, esneklik ve ilişki kurabilme becerisidir. Ve çoğu zaman çocuklarımızdan önce, kendi iç dünyamıza dönüp bakmayı gerektirir. Amacın ne? Müdahale yaparken asıl beklentin ne?