MODERN ÇAĞDA YENİ NESİL EBEVEYN OLMAK
“Ebeveynlik; sonu olmayan, iki kişinin bir grup halinde sürdürdüğü bir meslek gibidir.”
Son zamanlarda ebeveynlik tanımları buna benzer cümlelerle ifade ediliyor. Belki de buradan hareketle genç yetişkinlerin zihninde ebeveynlik; daha kontrolcü, daha mükemmeliyetçi, sürekli görev bilinciyle sürdürülen ve duygulardan uzak bir sorumluluk alanına dönüşmeye başladı.
Oysa gerçek hayatta ebeveynlik, mükemmeliyetçilikten uzak; gerçekçi ve duygusal bir zeminde ilerler.
Çocuklar dünyaya bomboş bir zihinle ya da karakterle gelmezler. Doğuştan getirdikleri mizaca özgü bazı özellikleri vardır. Bu da bize şunu gösterir: Çocuklar ebeveynlerinin bir telafisi ya da uzantısı değildir.
Çocukların bir birey olduğunu unutmak, ebeveynlik dünyasında en sık yapılan hatalardan biridir. Çocuğunun bir birey olduğunu bilen ebeveynler, erken yaşlardan itibaren daha gerçekçi, daha tutarlı ve daha dürüst bir tutum sergilerler. Çocuklarının duygularını görür, kabul eder, anlamaya çalışır ve en önemlisi duygular konusunda doğru modeller oluştururlar.
Çocuğun bireyselliğini kabul edemeyen ebeveynler ise farkında olmadan çocuğa “yalnızca yetersiz ya da yanlış olduğunda fark edilirsin” mesajı verebilirler. Bu mesajın sürekli tekrar edilmesi; sosyal kaygı, obsesif kompulsif bozukluk, öz değer problemleri ve depresyon gibi çağımızın yaygın ruhsal sorunları için tetikleyici bir zemin oluşturabilir.
Ebeveynlik ve çocuk yetiştirme konularını en sade şekilde
anlatan kelime aslında “yetiştirmek”tir. Dünyaya küçük bir insan gelir ve ona
bilmediklerini öğretmek, yeni deneyimlerine eşlik etmek, koşulsuz sevgi sunmak
ve kendini güvende hissedebileceği bir yetişkin sığınağı olmak ebeveynliğin
özünü oluşturur.
Ebeveynlikte en zorlayıcı başlıklardan birisi de duygular…
Özellikle çocukların kendi duygularını tanıması, kabul etmesi, sindirmesi
konusunda yön tarif etmek de sık sık zorlanan ebeveynlerle karşılaşıyorum. Elbette
bunun birçok farklı nedeni olabiliyor. En yaygın gördüğümüz durum aslında
ebeveynin bir yetişkin olarak kendi duygularının farkında olamaması,
duygularını kabul edememesi veya duygularını yaşamak konusunda kendine
yeterince alan açamaması…
Çocuğa duygularını tanıması, kabul etmesi ve gerektiğinde
baş edebilmesi için rehber olmak isteyen bir ebeveyn önce şu soruları sormalı;
• Hazır mıyım?/Yeterince sakin miyim?/Duruma
hakim miyim?/Odaklanabiliyor muyum?
• Ruh hâlim çocuğuma doğru bir rol model olmaya uygun mu?/Kendi duygularımın farkında mıyım?
Eğer hazır hissetmiyorsanız, hazır hissedene kadar beklemek
ve bu sürede kendinizi regüle etmek adına gevşeme egzersizleri denemek sağlıklı
bir adım olabilir. Hazır hissettiğinizde ise sürece daha dengeli bir şekilde
devam edebilirsiniz.
Çocuğun bir çok duyguyu ilk kez yaşadığını, yaşadığı
duyguları adlandıramadığını ve baş etmek adına kendince stratejiler
oluşturamayabileceğini unutmayın.
Duygu kontrolü veya duygu yönetimi gibi kavramlar yerine regüle
olmaya odaklanın ve çocuğa kendi regüle yöntemlerini öğrenebilmesi için destek
verin.
Çocuğun regüle olması için öğretebileceğimiz bazı oyunlar:
1-)Bulut dağıtma oyunu: Yere veya bir koltuğa sırt üstü uzanın,
gözlerinizi kapatın. “Bir gökyüzü hayal edelim, yağmurlu-karanlık-şimşeklerin
çaktığı bir gökyüzü olsun. Güneş siyah bulutların arkasında mahsur kalmış. Onu kurtaralım
mı?” “Haydi, şimdi burnunda derin bir nefes al ve bulutlara doğru üfle,
bulutlar dağılıp sapsarı güneş parlayana kadar devam edelim.” “burundan
çek-uzun uzun üfle” bu oyunlar amaç çocuğun derin nefes egzersizi yapmasıdır. Uzanırken
zaten karından nefes alır burundan çekerek ağızdan üflemek ise nefes
egzersizlerinin temelidir.
2-) Meta-cognitif dikkat dağıtma oyunu : “Bulunduğun odada
yumuşak olan nesneleri bulup kaç saniye de sayabilirsin?” Veya “Bu odadaki yeşil/sarı/kırmızı…
Nesneleri bulup söyleyebilir misin?” sorular çeşitlendirilebilir, amaç dikkati mekâna
çekerek dağıtmaktır.
3-)5 duyu oyunu: 5’den geriye doğru duyu organları ile
ilgili sorular sorun. Örneğin; Tadını alabileceğin beş şey say. / Duyabildiğin
dört şey say./ Dokunabileceğin üç şey say./ Görebildiğin iki şey say./ Koklayabildiğin
bir şey söyle. Bu oyunla amaç yine dikkati yaşanan ruh halinden uzaklaştırıp
ana dönmeyi sağlamaktır.
Yukarı da yazdığım bu üç yöntem de yetişkinler içinde birer
regüle aracı olarak kullanılabilir.
Özetle; Ebeveynler neler yapabilir?
• Çocuğunuzun bir birey olduğunu
kendinize sık sık hatırlatın.
• Duygularını düzeltmeye çalışmadan
önce anlamaya çalışın.
• “Neden böyle hissediyorsun?” yerine
“Şu an zorlanıyor gibisin.” diyerek duygu yansıtması yapın.
• Kendi ruh hâlinizi fark edin;
regüle olmadan disiplin vermemeye özen gösterin.
• Mükemmel ebeveyn olmaya değil,
yeterince iyi ebeveyn olmaya odaklanın.
• Hata yaptığınızda özür dileyin. Bu,
çocuğunuza güçlü bir model sunar.
• Koşullu değil, koşulsuz sevgi
mesajı verin: “Başarılı olduğunda değil, her hâlinle değerlisin.”
Ebeveynlik kusursuzluk değil; farkındalık, esneklik ve
ilişki kurabilme becerisidir. Ve çoğu zaman çocuklarımızdan önce, kendi iç
dünyamıza dönüp bakmayı gerektirir. Amacın ne? Müdahale yaparken asıl beklentin
ne?

